Ekranda radyo günleri başlıyor...
TRT Müzik, radyo sanatçılarını ekrana taşıyor...
TRT Müzik, radyo sanatçılarını ekrana taşıyor.
Yayın hayatına yeni başlayan TRT Müzik Televizyonu, ekranlarını radyo sanatçılarına açtı.
Yıllardır radyodan seslerini duyuran ve dinleyicileriyle sıcak bir iletişim kuran radyo sanatçılarını hafta içi her gün 12.45'te TRT Müzik'te izlemenin radyonun büyüsünü kıran bir yanı olsa da, yıllardır TRT'de radyo sanatçısı olarak çalışan sanatçılar açısından bir açılım.
Onlar bu sayede gündeme gelmenin, ekranlarda sanatlarını icra etmenin mutluluğunu yaşarken, sıkı radyo dinleyicileri de yıllardır sesini duyup telefonda konuşmanın hazzını yaşadıkları sanatçıları hem ekranda görüyor hem de stüdyodaki programa katılarak bir anlamda hasret gideriyorlar.
Haftanın üç günü Türk sanat müziği, iki gün ise Türk halk müziğinin seçkin ve kaliteli örneklerine yer veren 'Radyo Günleri' isimli program reyting kaygısından uzakta düzeyli içeriğiyle hem radyo tutkunlarını hem de Türk müziği dinlemekten hoşlanan insanları ekrana bağlıyor.
Haftada üç gün yayınlanan Türk sanat müziği programının sunuculuğunu radyo sanatçılarından Faruk Salgar ile Seda Gülbeyaz yaparken, Türk halk müziği programını ise Nursaç Doğanışık ile Oktay Bora Ertuğrul yapıyor.
Radyo Günleri'nin ekrana taşınması vesilesiyle biz de programda emeği olan kişilerle görüştük ve radyodan televizyona ulaşan bu macerayı konuştuk. Buyurun radyolu ekran başına!
Bizim için radyo anne ise televizyon baba, biz de çocuklarıyız
Nursaç Doğanışık (Türk halk müziği sunucusu): 23 yıllık TRT'de ses sanatçısıyım. Ses sanatçılığı yanında Potansiyel Gaf, Halkalı Şeker, Ankara Rüzgarı, Üçü Bir Yerde gibi programlarda sunuculuk yaptım. Böyle bir program çok daha önce başlaması gereken programdı. Müziğin beyni, türkünün başkenti olan İstanbul'da ve TRT'de çok önemli kişiler var. Bunların potansiyelinden yararlanmak da çok önemli. Yöneticilerimize teşekkür ediyorum. Radyodan duydukları güzel sesleri en doğru icra şekliyle televizyondan izleme imkanına sahip oldu izleyici. Radyonun değişik bir versiyonu gibi bu program. Radyoya emek vermiş yapımcı, edebiyatçı, sanatçısı konuğumuz olacak programımıza. Radyo mikrofonlarından seslenmek bizi mutsuz etmedi hiçbir zaman. Bizim için radyo anne ise televizyon baba, biz de çocuklarıyız. Ama radyoda da TV'de de program yapsak önemli olan sesimizdir. Çünkü biz radyocuyuz. Radyodaki itinaya devam ediyoruz, radyoda program yapar gibi program yapıyoruz, şov yapmıyoruz. Radyo mu televizyon mu derseniz, radyo formatında televizyon programı derim.
***
Televizyon sayesinde insan kendine daha çok güveniyor
Faruk Salgar (Türk sanat müziği sunucusu): Türk sanat müziği sanatçısıyım ve 29 yıldır TRT mensubuyum. Son beş yıldır idarecilik görevim de var. Radyo Günleri adı altında televizyonda ilk kez böyle bir program sunmaya başladım. Bunlar çok heyecan verici. Radyonun da ayrı bir güzelliği var ve orada halkımızla iç içeydik. İlk kez böyle bir ortama girmedik elbette. Radyonun güzel ortamından daha ışıklı ve ışıltılı ortama geçtik. Televizyonda insanlara daha kolay ulaşacağımız bir yapı var. Yaptığımız müzikte ve düşüncelerimizde bir değişiklik yok. Hedeflerimiz aynı. Ama fiziksel görünümümüze daha çok dikkat ediyoruz. Radyoda iken spor kıyafetle giderdik. Normal bir sanatçının repertuvarı 20'yi geçmez, onunla beş yıl idare eder, konser, klip yapar. Biz sadece üç hafta içinde 30 şarkı okuduk. Belki bir daha bu şarkılara hiç sıra gelmeyecek. Konuklarımızın okuduğu şarkıları da okumayacağız. Programımızı izleyenler arıyor, radyoda böyle şey yoktu tabii. Ama televizyon yerine radyoyu tercih ederdim. İlk sırada radyo gelir. Televizyonla insanın kendine güveni geliyor açıkçası. Her insanın hoşuna gider bu da. İbrahim Şahin Bey'e de çok teşekkür ederim.
TV hatayı kabul eder ama radyo etmez
Seda Gülbeyaz (Türk sanat müziği sunucusu): TRT İstanbul Radyosu'nda 10 yıldır ses sanatçısıyım; Akşam Sefası, Gecenin Sesi gibi programları sundum. Televizyonda evimizdeki misafirler gibi konuk ağırlamaya çalışıyoruz. Telefon bağlantıları özlenilen ve beklenilen bir program olduğunu gösteriyor. Radyo hata kabul etmez, televizyonda bir mimikle hatayı kaybedebilirsiniz. Radyo daha zor yani. Bugüne kadar ekranlarda fazlasıyla birbirinin benzeri müzik vardı. Aslında büyük kitle Türk müziği hayranı ve takipçisi. Böyle bir programa acil bir ihtiyaç vardı. Ben ekranı ve kameraları seviyorum. Radyo sanatçısı olmak ayrıcalık, öyle kalarak ekranda olmayı isterim.
***
Televizyon bizim için büyük avantaj
Oktay Bora Ertuğrul (Türk halk müziği sunucusu): Konservatuvarda iken amatör sesle radyoda başladım. Bu teklif geldiği zaman çok sevindim. TRT Müzik kanalının kurulmasına ve böyle bir programa yer verilmesine çok sevindik. TRT 2 ve TRT 4'te genelde aynı isimler yer alıyordu. Haliyle diğer sanatçı arkadaşlarımız 'Biz neden ekranda yokuz?' diye haklı olarak sitem ediyorlardı. Genç kuşakla değerli isimleri buluşturarak, bunun usta/çırak ilişkisi içinde gösteren çok güzel bir program. Halk ve Türk sanat müziği bu ülkenin iki değeri ve birlikte bir şey. Haliyle birlikte program yapıyoruz aslında. Hatta birbirimizi konuk alacağız, biz onların programına gidip sanat müziği okuyacağız, onlar da biz de Türk halk müziği okuyacak. Popüler programlar var bizim tarzımız ama zaten popüler olmuş isimler çıkıyor hep, kısırdöngü var. Ama bizim programımız Türk milletinin uzun zamandır özlem duyduğu sanatçıları konuk eden ve başka yerlerde görünen sanatçılar değil. Bu bizim için büyük bir avantaj. Televizyonu önemsiyorum.
***
Reyting değil, izlenilirlik kaygımız var
Bahtiyar Sis (TRT Müzik Televizyonu Yayın Koordinatörü): Bu televizyonun yayın hayatına geçmesi Genel Müdürümüz İbrahim Şahin'in vizyonu ile ilgili. TRT'nin bünyesindeki 400 sanatçının kendilerini ifade edebilme, platform oluşturma düşüncesi hepimizi sevindirdi. Bütün radyo sanatçılarımıza yer vermeye çalışıyoruz. Biz de radyo sanatçılarımıza ilişkin bir konsept oluşturduk. Radyomuzun 86. yılı ve müziğimiz adına ciddi bir geleneği var. Dolayısıyla TRT'nin radyodan televizyona taşıdığı bu gelenek 'Radyo Günleri'ni oluşturdu, her gün 90 dakika program yapıyoruz. Haftanın üç günü Türk sanat müziği ve iki günü de Türk halk müziği sunuyoruz. Televizyona olan ilginin giderek büyüyeceğini düşünüyoruz. Kanalın ana omurgasını bizim geleneksel müziğimiz oluşturuyor televizyonda. Yeni programlarımız da olacak 10 Aralık'ta Emel Sayın Hanım'la yeni bir sanat müziği programına başlıyoruz. Yılbaşında da sürprizlerimiz olacak. Reyting kaygımız yok ama izlenilirlik kaygımız var ve o tarz programlar üretmek durumundayız. Müziğe dair her şey bu kanalda.
***
Türk müziğinin iyi örneklerini sunma misyonumuz var
Gökay Özgüç (Yönetmen): Popüler kültürden kaçış yok. Ticari unsur da mazeret olarak öne çıkarılıyor ama kamu yayıncılığı yaptığımız için kendimizi şanslı sayıyoruz. Kamu yayıncılığı yapan bir kurum olarak Türk halk ve Türk sanat müziğinin özgün örneklerini izleyiciye sunma misyonumuz var. Radyo Günleri de bu anlamda önemli. Yayıncılığın keyfini sunmak istiyoruz. Ben de iyi bir radyocuyum ve bu güzelliği doğru bir şekilde izleyiciye ulaştırmak istiyoruz.
***
Bizim yaptığımız müzik GDO'suz
İlker Çelik (Müzik direktörü): 16 yıldır TRT'deyim ve konservatuvar mezunuyum. Bizler birer kültür emekçisi ve elçisiyiz. Hepimiz önemli bir miras taşıyor ve bunu gelecek kuşaklara iyi aktarmamız gerekiyor. Bunun için de en orijinal ve hormonsuz olarak sunmak istiyoruz. Bizim yaptığımız müzik GDO'suz bir müzik. Tamamen köy yumurtası, tereyağı-bal kokan bir müzik. Anadolu başta olmak üzere bu müziğe sahip çıkan kitle var. Biz teknolojik gelişmeden ziyade müziği orijinal olarak sunuyoruz.
1040