
MİT yasasındaki değişiklik tartışılırken Gül’e bağlı DDK’nın Dink raporunda kamu görevlilerinin yargılanmasına ilişkin ilginç öneriler yer aldı. DDK, soruşturma izni sisteminden bildirim sistemine geçilmesini istedi.
Devlet Denetleme Kurulu’nun Hrant Dink cinayetine ilişkin raporunda, kamu görevlilerinin ihmal olarak görülen fiillerinin örgüt ve kasten öldürme suçu kapsamında soruşturulması gerektiği belirtilirken, kamu görevlilerinin yargılanmasına ilişkin mevzuat ve uygulamalar nedeniyle soruşturmaların bugüne kadar yapılmamış olması eleştirildi. Son günlerde MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması üzerine, özel yetkili savcıların da MİT görevlileri hakkında soruşturma açmak için Başbakan’dan izin almaları gerektiğini düzenleyen kanunun çıkarılmasıyla başlayan tartışmaları da ilgilendiren önemli öneriler yer aldı.
“Bildirim” sistemi
Yetkili amirin izin vermemesi halinde kamu görevlileri hakkında görevle ilgili suçlardan ötürü soruşturma yapılmaması sonucunu doğuran mevcut sistemin adalete olan güveni zedelediği ve çağdaş hukuk normlarına aykırı olduğu savunulan raporda, 4483 sayılı Memurların ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanun ve muhtelif diğer kanunlardaki “izin sistemi”nden vazgeçilerek, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunununda düzenlenen “bildirim” usulünün tüm suçlar için uygulanması önerildi. 3628 sayılı kanuna göre Savcı suç işlendiğini öğrendiğinde, sanıklar hakkında doğrudan doğruya ve bizzat soruşturmaya başlamakla beraber durumu atamaya yetkili amirine veya ilgili mercilere bildiriyor.
İzinden vazgeçilmiyorsa...
DDK, izin sistemine devam edilmesinin tercih edilmesi halinde ise yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
- Görev suçu, görev nedeniyle işlenen suç, görev sırasında işlenen suç ve kişisel suç gibi kavramlara mevzuatta açıklık getirilmeli.
- Sadece görev suçları için izin istenmeli, görev ile ilgisi bulunmayan suçlar ile kişisel suçlar izne gerek olmadan soruşturulmalı.
- Kamu görevlilerinin yargılanması sürecinde farklı yöntem ve prosedürler ortadan kaldırılmalı, eşit, dengeli ve kamu yönetiminde hesap verilebirliği sağlayıcı hale getirilmeli.
- İdari mercilerin “ihbar ve şikayetin işleme konulmaması” kararlarına karşı da dava açılabilmeli.
- Soruşturma izni kararlarına Danıştay ve idari yargıda değil adli yargıda itiraz edilmeli.
- Birden fazla kuruma mensup kamu görevlisinin karıştığı suçların araştırılmasında bütün kurumların üstü konumundaki idari merciin yetkili merci olarak kabul edilmesine, incelemenin aynı teftiş heyeti tarafından yürütülmesine ve olayın bütün yönleriyle ele alınarak soruşturma izni kararının verilmesine imkân sağlayacak kanuni düzenleme yapılmalıdır.
MİT rötuşu mu?
Raporda bu önerilere rağmen, izin sisteminde devam edilecek durumlar için de istisnai hüküm konulabileceğinin belirtilmesi dikkat çekti: “Hem görev suçlarını hem de görev suçları dışındaki diğer suçları da, yani tüm suçları kapsayacak şekilde; Devletin milli güvenlik siyasetini etkileyen ve kamu yönetiminin güvenliği ve işleyişi bakımından gerekli görülen durumlarda bazı kurumlar ve kişiler için açılan soruşturmaların izne bağlanmasına veya durdurulabilmesine dair istisnai bir yetkinin üzerinde düşünülmesinin uygun olacaktır.”
Bu ibareler, 2 Şubat’ta tamamlanan ancak önceki gün açıklanan rapora MİT Kanunu’nda yapılan değişikliğe Köşk’ün verdiği onay göz önüne alınarak son anda eklendiği yorumlarına neden oldu.
Reform talebi
Hrant Dink’in güvenlik sektörü ile ilgili yapısal bazı sorunlar yüzünden yaşamının korunamadığı ifade edilen raporda, Danıştay cinayeti, gazeteci ve aydın cinayetleri, Sivas ve Maraş olayları gibi olayların istihbarat toplanması ve değerlendirmesi, güvenliğin sağlanması ile ilgili olarak, kurumsal yapılar ve uygulamalarda oluştuğu gözlemlenen bazı sorunları ve bu alandaki “reform ihtiyacını” gösterdiği belirtildi.
‘Fütursuzca terfi ettirildiler’
ANKARA - CHP’li Sezgin Tanrıkulu, DDK’nın son derece yerinde bir saptamayla, Dink cinayetinin yolunu hazırlayan devlet personelinin dava sürecinde yargı karşısına çıkarılmamasını eleştirirken dikkat çekici tespitleri de yaptığını belirtti. Tanrıkulu, şöyle devam etti:
“Yapılan düzenlemeler DDK raporunun da özellikle altını çizdiği gibi, suç işleyen devlet personeline sağlanan kalkanı ortadan kaldırmamıştır. Çünkü öncekiler gibi AKP hükümeti de suç işleyen personelinin cezalandırılmasını, devletin veya hükümetin cezalandırılması olarak algılamakta, o yüzden de devlet personelinin yargılanmasını kolaylaştıracak düzenlemeler yapmamaktadır. DDK raporunun da vurguladığı cinayete giden yolda ihmali veya kastı bulunan devlet personeli yargı önüne çıkarılmamıştır.Hrant Dink’in katledilmesi bu ülkenin tarihine geçmiş kara bir lekedir. Bu leke, cinayete sebep olan veya canileri kollayanların alnına işlemiştir.”
Tanrıkulu, AKP hükümetini failleri yargı önüne çıkarmak yerine, cinayetin önünü açmakla suçlanan personelini fütursuzca terfi ettirdiğini de iddia etti (gazetevatan.com)